Misyonumuz
İnsan duyguları yalnızca psikolojik deneyimler değildir.
Onlar biyolojik olaylardır.
Modern bilim göstermektedir ki duygusal durumlar; stres hormonlarını, bağışıklık yanıtını ve inflamasyon süreçlerini etkileyebilir. Bu biyolojik süreçler gen ekspresyonu ile yakından ilişkilidir.
Bizim misyonumuz, duygular ile gen ekspresyonu arasındaki bu ilişkiyi kanıta dayalı bilim ışığında açıklamaktır.
DNA değişmeden, genlerin çalışma düzeyi değişebilir.
Bu değişim; stres, sosyal ilişkiler, yaşam tarzı ve duygusal kalıplar ile bağlantılı olabilir.
Bu site, iddia üretmez.
Spekülasyon yapmaz.
Metafizik anlatımlar kullanmaz.
Biz yalnızca şu soruya odaklanırız:
Duygusal durumlar biyolojik düzenlemeyi nasıl etkiler?
Bilimsel araştırmalar, kronik stresin inflamasyon yolaklarını aktive edebileceğini göstermektedir. Sosyal destek, şefkat ve düzenli yaşam alışkanlıkları ise biyolojik denge üzerinde olumlu etkiler gösterebilir.
Bu bulgular şunu gösterir:
Genler kader değildir.
Ancak genlerin nasıl çalıştığı, yaşadığımız deneyimlerle ilişkilidir.
Amacımız; insanların yanlış bilgi zincirlerinden kurtulmasına yardımcı olmaktır.
Bilgi → bilinç → niyet → davranış zincirinin bilimsel temellerini açıklamaktır.
Biz, duyguların genleri değiştirdiğini iddia etmiyoruz.
Biz, duyguların gen ekspresyonunu etkileyebileceğini gösteren bilimsel çalışmaları inceliyoruz.
Epigenetik, insanın biyolojisini anlamada yeni bir çerçeve sunar.
Bu çerçeve; zihin ile hücre arasındaki bağlantıyı araştırır.
Misyonumuz basittir:
Bilimi sadeleştirmek.
Abartıyı ayıklamak.
Kanıta dayalı bilgiyi herkes için anlaşılır hale getirmek.
Duygular geçici olabilir.
Ama biyolojik etkileri ölçülebilir.
Biz bu ölçülebilir alanı inceliyoruz.
Çünkü insan biyolojisi, duygusal deneyimlerden bağımsız değildir.